Koku Kaybıyla Başlayan Sessizlik
Merhaba değerli Cosmopark okuyucuları. Bu yazımızda “Hangi vitamin eksikliği koku kaybı yapar” hakkında faydalı bilgiler bulabilirsiniz.
Bazen hayatın en küçük detayları, insanın içini en çok sarsan şey olur. Ben bunu Kayseri’de, sıradan bir kış sabahında öğrendim. O gün dışarıda kar vardı; ince ince değil, sanki gökyüzü yavaş yavaş yere çöker gibi yağıyordu. Evimizin mutfağında annem sabah erken kalkmış, her zamanki gibi ocakta bir şeyler karıştırıyordu. Normalde o kokuyu gözlerim kapalı bile tanırdım: tereyağı, hamur, biraz da sabır.
Ama o sabah hiçbir şey yoktu.
Sanki dünya bir anda sessize alınmış gibi, kokular silinmişti. Önce önemsemedim. “Burnum biraz tıkalıdır” dedim içimden. Ama günler geçtikçe o boşluk büyüdü. Ve ben ilk defa şunu fark ettim: bazı duygular kokularla yaşıyormuş.
Günlüklerime Düşen İlk Korku
O gece defterimi açtım. Genelde her şeyi yazarım; içimde birikenleri kâğıda dökmeden uyuyamam. Ama o gün yazdığım şeyler daha da dağınıktı.
“Hiçbir şey hissetmiyorum gibi değil… yanlış bir şey var gibi hissediyorum. Sanki dünya eksilmiş.”
O satırları yazarken bile mutfağa gidip çay demledim. Kaynar suyun buharı yüzüme vurdu ama o tanıdık çay kokusu yoktu. İşte o an içime ilk kez gerçek bir korku düştü. İnsan kokusuz bir dünyada yaşar mıydı?
Ertesi gün markete çıktım. Normalde girişte bile beni karşılayan ekmek kokusu yoktu. Rafların arasında yürürken, insanların seçtiği peynirlerin, meyvelerin arasında hiçbir şey hissetmedim. Sadece görüntü vardı. Sanki hayat bir fotoğrafa dönüşmüştü.
Ve ben kendime sürekli aynı soruyu sormaya başladım:
“Hangi vitamin eksikliği koku kaybı yapar?”
Google’a yazarken parmaklarım bile titriyordu.
Arayışın İçinde Kaybolmak
İlk başta bunun basit bir soğuk algınlığı olduğunu düşündüm. Ama günler haftaya dönünce panik büyüdü. İnternette okuduklarım daha da kötü hissettiriyordu beni. Sinir sistemi, burun mukozası, enfeksiyonlar… ama bir yerde sürekli vitamin eksikliklerinden bahsediliyordu.
Özellikle üç şey dikkatimi çekti:
Çinko eksikliği
B12 vitamini eksikliği
A vitamini eksikliği
Bu kelimeler zihnimde yankılandı. Çünkü bu sadece bir bilgi değildi artık, benim hayatımı değiştiren bir ihtimaldi.
Çinko eksikliği özellikle koku ve tat duyusunu etkileyebiliyormuş. B12 eksikliği sinir sistemini zayıflatabiliyormuş. A vitamini ise mukozaları… okudukça içim daraldı. Sanki bedenim bana sessizce bir şey anlatmaya çalışıyordu ama ben uzun zamandır duymamıştım.
O gün anneme hiçbir şey söylemedim. Sadece odama kapandım. Ama içimde büyüyen şey korkudan çok hayal kırıklığıydı. Kendime karşı.
Kayseri’nin Kokusu Olmadan Yaşamak
Kayseri’nin kokusu vardır aslında. Bunu şimdi daha iyi anlıyorum. Sabah fırından çıkan ekmek kokusu, Erciyes’in soğuk rüzgârıyla karışan hava, çarşının kalabalığında yükselen baharat kokuları…
Ama ben bunların hiçbirini hissetmiyordum.
Bir gün otobüste yaşlı bir adam yanımda poşet açtı. Normalde rahatsız olabileceğim bir koku belki… ama hiçbir şey yoktu. O an korkum daha da büyüdü. Çünkü kötü kokuyu bile hissetmemek, bir şeylerin gerçekten yanlış olduğunu kanıtlıyordu.
İçimde garip bir boşluk vardı. Ne üzgünüm diyebiliyordum tam olarak ne de sakin. Sadece eksiktim.
O gün eve döndüğümde annem sofrayı kurmuştu. Mantı yapmıştı. Kayseri’de mantının kokusu bile insanı eve bağlar. Ama ben sadece tabağa baktım. Gülümsedim. “Güzel olmuş” dedim. Ama içimde hiçbir şey yoktu.
O an annem gözlerime baktı. Bir şeylerin yanlış olduğunu anladı ama sormadı.
Ben ise ilk defa o gece ağladım. Sessizce.
Doktor Odasında Geçen Gerçek
Bir hafta sonra dayanamadım. Hastaneye gittim. Beyaz duvarlar, bekleme salonunun steril kokusu… ironikti aslında, çünkü ben hiçbir şey koklamıyordum ama oradaki “hiçlik” bile bana ağır geliyordu.
Doktor beni dinledi. Burnuma baktı, bazı testler yaptı. Sonra kan tahlili istedi.
“Bazen enfeksiyon sonrası olur, bazen de vitamin eksiklikleri etkiler” dedi.
O an kalbim hızlandı.
Sonuçlar çıktığında karşıma oturdu. Sesi sakindi ama benim içimde fırtına vardı.
“Çinko seviyen düşük. B12 de sınırda. Bu durum koku duyunu etkileyebilir.”
O cümle basit bir tıbbi açıklama gibi duruyordu ama benim için hayatın yeniden yazılmasıydı.
Demek ki bedenim bana uzun süredir sinyal veriyordu. Yorgunluklarım, unutkanlıklarım, dalgınlıklarım… hepsi bir bütünün parçasıymış.
O an hem rahatladım hem de utandım. Çünkü bir yandan çözüm vardı, diğer yandan bu kadar basit bir şeyi nasıl bu kadar büyüttüğümü düşünüyordum.
Ama insan böyle anlarda mantıkla değil, duyguyla yaşıyor.
İçimdeki Umut ve Sabırsız Bekleyiş
Tedavi başladığında hayatım bir bekleyişe dönüştü. Çinko ve B12 takviyeleri kullanmaya başladım. Doktor “birkaç hafta sürebilir” dedi.
Ama ben her sabah uyandığımda kontrol ediyordum. Kahve yapıyordum, fincanı yüzüme yaklaştırıyordum. Hiçbir şey.
Bu süreç beni sabırsız birine dönüştürdü. Küçük değişimleri bile büyütüyordum. “Acaba hafif bir şey hissettim mi?” diye kendimi kandırdığım anlar oluyordu.
Bir gün yine mutfaktaydım. Annem soğan doğramıştı. Gözlerim doldu. Ama bu sefer farklıydı. Sadece gözlerim değil, içim de yanıyordu. Çünkü koku yoktu ama refleksler vardı.
İşte o gün umut etmeyi bırakmadım.
Çünkü hiçbir şey hissetmemek bile geçiciyse, hayatın geri dönebileceğine inanmak istiyordum.
Küçük Bir Koku, Büyük Bir Dönüş
Sanırım üçüncü haftaydı.
Sabah yine aynı rutin. Kahve, sessizlik, beklenti… ama bu sefer farklı bir şey oldu.
Fincanı burnuma götürdüğümde çok hafif bir şey geldi. Zayıf, neredeyse hayal gibi. Ama gerçekti.
Donup kaldım.
Tekrar denedim.
Evet… vardı.
Kahvenin o yanık ve sıcak kokusu, sanki çok uzak bir yerden geri dönüyordu. Gözlerim doldu ama bu sefer hayal kırıklığından değil.
Sevinçten.
O an anladım ki insan bazı şeyleri kaybedince değil, geri kazanınca fark ediyor.
O gün dışarı çıktım. Soğuk hava yüzüme çarptı. Ve ilk defa o havanın bir kokusu vardı. Kayseri’nin kış kokusu… keskin, temiz ve gerçek.
İçimdeki boşluk yavaş yavaş doluyordu.
Geri Dönen Duyular, Değişen Ben
Şimdi geriye baktığımda o dönem bana sadece bir sağlık sorunu gibi gelmiyor. Daha derin bir şey gibi geliyor. Kendimi ihmal etmenin, bedenimi dinlememenin sessiz sonucu gibi.
Vitamin eksikliği basit bir kelime gibi duruyor olabilir ama benim için hayatın bir anlığına durması demekti.
Çinko, B12 ve A vitamini… artık sadece tahlil sonuçlarında gördüğüm kelimeler değil. Hayatın devam edebilmesi için küçük ama önemli parçalar.
Şimdi her sabah kahvemi içerken sadece kokuyu değil, o kokunun bana hatırlattığı şeyi de hissediyorum: kaybetmenin ne demek olduğunu.
Ve belki de en çok şunu öğrendim; insan bazen en çok eksildiğinde kendini fark ediyor.
Okuyucularımıza “Hangi vitamin eksikliği koku kaybı yapar” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Cosmopark ekibi olarak bizi okumaya devam edin!
Bunu da Okuyun: ATF ne iş yapar ?